صَفَتِ النَّظْرَهْ
Bakış Berraklaştı
Tr
Tr
صَفَتِ النَّظْرَهْ طَابَتِ الْحَضْرَةْ
جَاءَتِ الْبُشْرَى لِأَهْل اللهِ
Berraklaştı nazar, hoş oldu huzur
Müjde erişti Allah’ın ehline
قَامُوْا سُكَارَى لِذِي الْبِشَارَه
جَعْلَوْا عِمَارَهْ شُكْراً لِلّهِ
Müjdeyle mest olup ayağa kalktılar
Şükürle zikir halkasını kurdular Allah için
أَيُّهَا الْحَاضِرْ اُذْكُرْ وَذَاكِرْ
إِيَّاكَ تُنْكِرْ حَالَ أَهْلِ اللهِ
Ey hazır olan, zikret ve hatırlat
Sakın inkar etme Allah ehlinin halini
فَسَلِّمْ لَهُمْ فِيمَا عَرَاهُمْ
وَاعْلَمْ أَنَّهُمْ غَابُوْا فِي اللهِ
Teslim ol onlara halleri galip geldiğinde
Ve bil ki onlar Allah’ta fani oldular
فَالْوَجْدُ بِهِمْ دَاعِيْ يَدْعِيْهِمْ
يَطْرَأْ عَلَيْهِمْ فِيْ ذِكْرِ اللهِ
Zira vecd bir davetçidir onları çağıran
Allah’ın zikriyle ansızın bürür onları
وَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَلْيَتَوَاجَدْ
قَصْداً يَتَعَرَّضْ لِفَضْلِ اللهِ
Vecde ermeyen, vecdi arzulasın
Kasten yönelsin Allah’ın lütfuna
هَكَذَا قَالُوْا وَلِذَا مَالَوْا
وَلَقَدْ غَالُوْا فِي ذِكْرِ اللهِ
Böyle buyurdular, bu yüzden meyl ettiler
Ve Allah’ın zikrinde kendilerinden geçtiler
حَتَّى قَدْ ظَنَّا مَنْ لَيْسَ مِنَّا
أَنَّا جُنِنَّا بِذِكْرِاللهِ
Öyle ki bizden olmayanlar sandılar
Allah’ın zikriyle mecnun olduğumuzu
هَنِيْئاً لَنَا ثُمَّ بُشْرَانَا
إِنْ كَانَ لَنَا حُمْقٌ فِي اللهِ
Ne mutlu bize, müjdeler olsun bize
Eğer bu mecnunluğumuz Allah yolundaysa