قصيدة البردة
Kasîde-i Bürde
Tr

Chapter 1

On Words of Love & the Intense Suffering of Passion

مَوْلَاىَ صَلِّ وَسَلِّمْ دَائِمًا أَبَدًا
عَلَى حَبِيبِكَ خَيْرِ الخَلْقِ كُلِّهِمِ
Mevlâm, daima ve ebediyen salât ve selâm eyle
Sevgiline, yaratılmışların en hayırlısına
أَمِنْ تَذَكُّرِ جِيرَانٍ بِذِي سَلَمِ
مَزَجْتَ دَمْعًا جَرَى مِنْ مُقْلَةٍ بِدَمِ
Dhi Selam'daki komşuların hatırası mı
Gözlerinden kanla karışık yaş akıttı?
أَمْ هَبَّتِ الرِّيحُ مِنْ تِلْقَاءِ كَاظِمَةٍ
وَأَوْمَضَ البَرْقُ فِي الظَّلْمَاءِ مِنْ إِضَمِ
Yoksa Kāẓima yönünden esen rüzgâr mı
Ve İḍam Dağı'ndan karanlıkta çakan şimşek mi?
فَمَا لِعَيْنَيْكَ إِنْ قُلْتَ اكْفُفَا هَمَتَا
وَمَا لِقَلْبِكَ إِنْ قُلْتَ اسْتَفِقْ يَهِمِ
Gözlerine ne oluyor ki, dur deyince daha çok ağlıyorlar
Ve kalbine ne oluyor ki, uyan deyince daha çok şaşırıyor
أَيَحْسَبُ الصَّبُّ أَنَّ الحُبَّ مُنْكَتِمٌ
مَا بَيْنَ مُنْسَجِمٍ مِنْهُ وَمُضْطَرِمِ
Aşık, aşkının gizli kalabileceğini mi sanıyor
Gözyaşları ve yanan kalbi arasında?
لَوْلاَ الهَوَى لَمْ تُرِقْ دَمْعًا عَلَى طَلَلٍ
وَلاَ أَرِقْتَ لِذِكْرِ البَانِ وَالعَلَمِ
Eğer aşk olmasaydı, sevgilinin izleri üzerine gözyaşı dökmezdin
Ne de söğüt ağacını ve dağı hatırlayıp uykusuz kalırdın
فَكَيْفَ تُنْكِرُ حُبًّا بَعْدَمَا شَهِدَتْ
بِهِ عَلَيْكَ عُدُولُ الدَّمْعِ وَالسَّقَمِ
Nasıl inkâr edebilirsin bu aşkı, böyle dürüst tanıklar
Gözyaşı ve zayıflık sana karşı tanıklık etmişken?
وَأَثْبَتَ الوَجْدُ خَطَّيْ عَبْرَةٍ وَضَنىً
مِثْلَ البَهَارِ عَلَى خَدَّيْكَ وَالعَنَمِ
Aşk, yanaklarına iki satır gözyaşı ve keder kazıdı
Bahâr gibi solgun ve kanam gibi kırmızı
نَعَمْ سَرَى طَيْفُ مَنْ أَهْوَى فَأَرَّقَنِي
وَالحُبُّ يَعْتَرِضُ اللَّذَّاتِ بِالأَلَمِ
Evet, sevdiğimin hayali gece bana geldi, uyuyamadım
Ah, aşk nasıl da acısıyla zevkin tadına engel oluyor!
يَا لَائِمِي فِي الهَوَى العُذْرِيِّ مَعْذِرَةً
مِنِّي إِلَيْكَ وَلَوْ أَنْصَفْتَ لَمْ تَلُمِ
Ey bu saf aşk için beni kınayan, özrümü kabul et
Eğer adil olsaydın, hiç kınamazdın
عَدَتْكَ حَالِيَ لَا سِرِّي بِمُسْتَتِرٍ
عَنِ الوُشَاةِ وَلاَ دَائِي بِمُنْحَسِمِ
Halime düşme! Sırrım gizli kalamaz
Dedikoduculardan, ne de derdim sona erer
مَحَّضْتَنِي النُصْحَ لَكِنْ لَسْتُ أَسْمَعُهُ
إِنَّ المُحِبَّ عَنِ العُذَّالِ فِي صَمَمِ
Bana samimi nasihat verdin ama duymadım
Aşık, kınayanlara karşı sağırdır
إِنِّي اتَّهَمْتُ نَصِيحَ الشَّيْبِ فِي عَذَلِي
وَالشَّيْبُ أَبْعَدُ فِي نُصْحٍ عَنِ التُّهَمِ
Kendi ak saçlarımın beni azarlamasını bile şüpheyle karşıladım
Oysa yaşlılık ve ak saçların nasihatı şüpheden uzaktır