هَلْ مِنْ مُغِيثٍ
Beni Kurtaracak Kimse Var mı?
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى الْمُصْطَفَى
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Mustafa'ya salat eyle!
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
هَلْ مِنْ مُغِيثٍ لِي مِمَّا فِي النَّفْسِ مِنْ حُزْنٍ وَمِنْ أَسَى
قَدْ وَلَّى الْعُمْرُ فِي السَّعْيِ الْحَرَامِ فِي الصُّبْحِ وَفِي الْمَسَا
Ruhumdaki üzüntü ve kederden beni kim kurtarabilir?
Ömrüm haram işlerde sabah akşam geçti.
فِي تَرْكِ الْأَوْلَى مَقْتُ الْمَوْلَى لِلْقَلْبِ الَّذِي قَسَى
لٰكِنَّ الْبَارِي لِلْمُنَادِي مَنَّ نُوراً فِي الْقَلْبِ رَسَا
Doğruyu terk etmek, kalbi katılaştıran Rabbin gazabını getirir,
ama Yaratıcı, çağırana kalpte yerleşen bir ışık bahşeder!
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى الْمُصْطَفَى
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Mustafa'ya salat eyle!
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
يَا كَاشِحَ الْمُحِبِّ كَمْ تَلُومُنِي عَلَى هٰذَا الْغَرَامْ
وَالْعِشْقُ سِرُّ الْقَلْبِ لَا دَلِيلَ لَهُ إِلَّا الْمُسْتَهَامْ
Ey aşkı kötüleyen, bu yanık aşktan dolayı beni ne çok kınıyorsun!
Ama aşk kalbin sırrıdır, tek kanıtı ise tutkunluktur.
مَنْ ذَاقَ خَمْرَ الْعَاشِقِينَ ذَاقَ أَطْيَبَ الْمُدَامْ
هٰذَا صِرَاطِي مُسْتَقِيماً لَا يُنَالُ بِفَنِّ الْكَلَامْ
Aşıkların şarabını tadan, en tatlı içeceği tatmıştır!
Bu benim yolum, doğru ve anlatılmaz, kelime sanatıyla ulaşılamaz.
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى الْمُصْطَفَى
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Mustafa'ya salat eyle!
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
سَرَى فِي لَيْلَةِ الْإِسْرَاءِ ظَاهِراً بِعَالَمِ الْخَفَا
دَنَا مِنْ رَبِّ الْعَرْشِ حَتَّى نَالَ مِنْ عَطَايَاهُ الْأَوْفَى
İsrâ Gecesi'nde, görünmeyen aleme zahiren yükseldi,
Arş'ın Rabbine yaklaştı ve en dolgun hediyesini aldı.
مَا زَاغَتْ عَيْنُ الْمُصْطَفَى فَكَانَتْ عَهْداً وَوَفَا
هٰذَا النَّبِي أَدْرِكْ بِهِ نَوَالاً وَمَنَازِلَ الصَّفَا
Mustafa'nın gözü kaymadı; bir ahit ve vefa idi.
Bu Peygamberdir! Onunla lütuf ve saflık derecelerine erişin!
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى الْمُصْطَفَى
يَا رَبَّنَا يَا مَوْلَانَا صَلِّ عَلَى مُحَمَّدْ مُصْطَفَى
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Mustafa'ya salat eyle!
Ey Rabbimiz, ey Mevlamız! Muhammed Mustafa'ya salat eyle!
شَفِيعِي عِنْدَ هَوْلِ الْحَشْرِ رَافِعاً لِرَايَةِ الْآمَالْ
تَرَى الْبَرَايَا غُبْراً شُعْثاً خَوْفُهُمْ مِنْ رُؤْيَةِ الْأَعْمَالْ
Kıyamet gününde şefaatçim, umut bayrağını yükselten,
Bütün insanları tozlu ve dağınık görürsün, amellerini görmekten korkan.
لَا غَوْثَ عِنْدَ ذَاكَ الْخَوْفِ حِينَ تَنْقَضِي الْآجَالْ
إِلَّا بِمَنْ عَلَيْهِ مَنَّ الْمَوْلَى بِالْقَبُولِ وَالْكَمَالْ
O korku anında, ömürler sona erdiğinde kurtuluş yoktur,
Ancak Mevla'nın kabul ve kemal ile lütfettiği kimse sayesinde.